Avrupa Komisyonu, Avrupa Birliği'nin bağımsız uydu geniş bant hizmeti olan IRIS² projesi için uygulama planını tamamladı. Planlama aşamasını geride bırakan proje, Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ve çeşitli üreticilerle imzalanan anlaşmalarla birlikte tam ölçekli konuşlandırma sürecine giriyor.

Uydu Sayısı Artırıldı: Toplam 348 Uydu

Ocak ayında başlayan müzakerelerin ardından, takımyıldızının detaylı tasarımı ve yer altyapısı netleşti. İlk planlara göre daha fazla uydu üretilmesi kararlaştırılan projede, düşük dünya yörüngesine yerleştirilecek uydu sayısı 66 adet artırılarak 348'e çıkarıldı.

ESA tarafından yapılan açıklamada, eklenen uyduların savunma, güvenlik ve acil durum hizmetleri kapasitesini artıracağı belirtildi. Bu takviye sayesinde Avrupa Birliği içindeki güvenli hükümet kapasitesinin yüzde 60, küresel kapasitenin ise yüzde 54 oranında artması hedefleniyor.

2029 Yılında Hizmete Girmesi Bekleniyor

Proje kapsamında ilk uyduların 2029 yılında fırlatılması ve hizmetlerin aynı yıl içerisinde kademeli olarak devreye alınması planlanıyor. IRIS², öncelikli olarak hükümet kullanıcılarına, acil durum müdahalelerine, insani yardımlara ve sınır gözetleme faaliyetlerine güvenli bağlantı sağlamayı amaçlıyor.

Sistem, ilerleyen dönemlerde geleneksel ağların yetersiz kaldığı bölgelerde işletmeler ve vatandaşlar tarafından da kullanılabilecek. On binlerce aktif uyduya sahip olan Starlink'e kıyasla daha küçük bir ağ yapısına sahip olan IRIS², temel odak noktasını ticari geniş banttan ziyade güvenli ve güvenilir kamu bağlantısına ayırıyor.

Ne anlama geliyor?

Bu sistem, yer kürenin düşük yörüngesine yerleştirilen küçük iletişim cihazları aracılığıyla veri iletimi sağlayan bir teknolojiyle çalışır. Geleneksel yüksek yörünge uydularına göre sinyalin gidip gelme süresi daha kısa olduğu için daha hızlı bağlantı sunar. Kamu kurumları için tasarlanan bu tür ağlar, kritik verilerin dış müdahalelere kapalı olduğu şifreli kanallar üzerinden taşınmasını sağlar.

Kullanıcılar açısından bu durum, mobil şebekelerin veya fiber altyapının ulaşamadığı uzak bölgelerde, dağlık alanlarda veya doğal afet sonrası iletişim hatlarının çöktüğü anlarda kesintisiz internet erişimi anlamına gelir. Özellikle kriz anlarında koordinasyonun sağlanması ve güvenli veri akışının sürdürülmesi için fiziksel kablo bağımlılığını ortadan kaldıran bir mekanizma sunar.