Macaristan'ın Ankara Büyükelçisi Viktor Matis, 7 buçuk yıllık görev süresini tamamlayarak başkenti terk etti. Matis, CNN TÜRK'e veda röportajı verirken, Ankara'da geçirdiği yılların kendisini nasıl değiştirdiğini ve iki ülke arasındaki ilişkilerin gücünü anlattı.

Ankara'da Yeni Bir Kimlik

2019 Şubat ayında görevine başlayan Matis, Ankara'da geçen zamanı hayatını tamamen değiştirdiğini ifade etti. Neredeyse aksansız Türkçesiyle tanınan büyükelçi, gündelik yaşamda sokak Türkçesini konuştuğunu, Ayrancı ve Çankaya'da oturan bir kişi olarak çevresindeki esnaflarla ve insanlarla doğrudan iletişim kurabildiğini belirtti. Araç sürme alışkanlıklarından tutun da tüm yaşam biçimine kadar Türk kültürüne uyum sağladığını söyledi.

Diplomasiden Sosyal Medyaya

Matis, görevini sadece resmi protokollerle sınırlandırmayıp, sosyal medya paylaşımları yoluyla binlerce insana ulaştı. Büyükelçiliğin kapılarını halka açma amacında olduğunu vurgulayan Matis, Ankara'ya dönüş hakkında yazdığı ilk paylaşımı anlatırken, takipçilerden İskender kebabı hakkında eğlenceli geri bildirimleri aldığını hatırladı. Türk mutfağını, özellikle de künefe ve baklava gibi tatlıları çok sevdiğini de paylaştı.

İkinci Altın Çağ

Türkiye'den ayrılmadan önce verdiği son röportajda, Matis, Türk-Macar ilişkilerinin siyasi, ekonomik, kültürel ve bilimsel alanlarda çok derin ve kapsamlı bir işbirliği içinde olduğunu söyledi. İki ülke arasındaki ilişkilerin tarihinin en güçlü dönemlerinden biri olan "ikinci altın çağını" yaşadığını vurguladı.

Ne anlama geliyor?

Bir ülkenin başkentinde görev yapan büyükelçi, o ülkenin kültürüne ne kadar uyum sağlarsa, diplomatik ilişkiler o denli etkili hale gelir. Büyükelçilerin sadece resmi protokoller üzerinden değil, toplumla doğrudan bağlantı kurmak suretiyle iki ülke arasında köprü görevi yaptıkları bilinen bir gerçektir. Sosyal medya kullanımı, resmi diplomasiyi daha erişilebilir ve halkoyuna yakın hale getirerek, hükümetler arası ilişkilerin temeline insani bağlantıları yerleştirme imkanı sunar.

Bir büyükelçinin yerel dile hakimiyeti ve kültürel uyumu, yalnızca kişisel bir başarı değildir; aynı zamanda iki ülke arasındaki güven ve samimiyet duygularının yükselmesine katkı sağlar. Bu tür yoğun ve samimi temas, uluslararası ilişkilerde uzun vadeli işbirliğinin temelini oluşturur ve iki halkın birbirini daha iyi anlaması ve tanıması için ortam hazırlar.