Yaklaşık 74.000 yıl önce Sumatra'daki Mount Toba yanardağının patlayışı, son 2,6 milyon yılın en büyük volkanik olayıydı. Bilim insanları, bu felaketin insanlık tarihini değiştirip değiştiremediğini anlamak için yeni araştırmalara başladı. Alman Johannes Gutenberg Üniversitesi'nden jeobilimci Jinheum Park ve meslektaşları, Kenya-Tanzanya sınırındaki küçük bir krater gölünün tabanından topladıkları çamurdan çıkan veriler üzerinde çalıştı.

Volkanik Soğuma Beklentileri

Geleneksel düşünceye göre, Mount Toba patlayışı gezegeni büyük ölçüde soğutmuş ve atalarımızın yaşamını tehdit etmiş olabilirdi. Volkanik patlamalar, stratosfer'e sülfirik dioksit püskürtürken, bu gaz güneş ışığını geri yansıtan ince damlacıklar oluşturur. Ancak Park'ın araştırması farklı bir sonuca işaret ediyor.

Tahmin ve Gerçek Arasındaki Uçurum

Mount Toba'nın ne kadar sülfirik dioksit yaydığı konusundaki tahminler öylesine geniş aralıkta değişkenlikteydi ki bilgisayar modelleri, felaketin neredeyse İnsanlık'ı yok etme düzeyinde olabileceğini veya hafif bir rahatsızlık olabileceğini gösteren sonuçlar üretiyordu. Yeni bulguların ortaya koyduğu gerçek ise daha mütevazı: Mount Toba'nın soğutma etkisi iki yıldan kısa sürdü ve sadece yarım derece kadar bir ısıl düşüş ile sonuçlandı.

Lake Chala'nın Yüksek Çözünürlüklü Kaydı

Araştırmacılar, daha düşük çözünürlüklü standart çamur örneklerindeki zorlukları aştıktan sonra, Mount Kilimanjaro'nun eteklerinde yer alan Lake Chala'nın olağanüstü özellikleri keşfetti. Gölün sabit su tabakası ve oksijen yoksunu tabanı, yıllık tabakalar halinde (varve) çökelti birikimini sağlıyor. Bu, ağaç halkaları gibi çalışan bir biyolojik takvim sunarak bilim insanlarına çok hassas iklim kayıtlarını okuma fırsatı verdi.

Ne anlama geliyor?

Volkanik patlamalar, atmosferi tehdit eden doğal felaketler olarak bilinir. Büyük ölçekli patlayışlardan sonra bilim insanlar, çevresel koşulların radikal biçimde değişip değişmediğini araştırır. Genellikle, magma boşaltımı ne kadar büyükse ve ne kadar gaz salınırsa, küresel sıcaklıklar o kadar çok düşer düşüncesi yaygındır. Ancak bu doğrusal ilişki belirli bir eşikte kırılır: çok büyük parçacıklar hızlı şekilde ortamdan çıktığı için yansıtıcı etkileri zayıflar.

Geçmiş iklim dönemleri hakkındaki bilgiye ulaşmak, saklı cisimlerin incelenmesine dayanır. Çoğu çamur örnekleri, tarihsel olayları doğru biçimde tarihlemek için yeterince detaylı değildir. Ancak belirli gölmühendisliği koşullarında, özellikle durgun sularda ve karışmayan su tabakalarında, yıl bazında hassas kayıtlar oluşur. Bu teknik kullanılarak, milyonlarca yıl öncesine uzanan iklim değişimleri yüksek doğrulukla okunabilir ve mitolojik felaketler ile gerçek etkileri karşılaştırılabilir.