NASA, önümüzdeki ayın sonunda fırlatılması planlanan Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu ile astronomide yeni bir döneme hazırlanıyor. Teleskop, yıldız ışığını engelleyerek çevrelerindeki gezegenleri görüntülemeye yarayan ilk aktif koronagraf sistemini taşıyacak.

Yıldız Işığı Aktif Sistemle Engellenecek

Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu'nda yer alacak aktif koronagraf, yıldızlardan gelen yoğun ışığı etkili bir şekilde silerek, güneş sistemimize benzer diğer yıldız sistemlerindeki gezegenlerin ilk fotoğraflarının çekilmesine imkan tanıyacak. Bu gelişmenin, gelecekte Dünya benzeri dünyaların keşfedilmesi için kritik bir basamak olması hedefleniyor.

Yüksek Çözünürlük ve 100 Bin Yeni Gezegen

Yaklaşık 300 megapiksellik geniş alan kamerasına sahip olan teleskop, Hubble Uzay Teleskobu'nun benzer çözünürlükteki en geniş çekimlerinden yaklaşık 100 kat daha büyük görüntüleri yakalayabilecek. Bu kapasite sayesinde bilim insanları, karanlık madde ve karanlık enerjinin gizemlerini çözmeyi ve yaklaşık 100 bin yeni ötegezegen tespit etmeyi amaçlıyor.

Mikroskobik Hareketlerle Kusursuz Görüntü

Teleskopta bulunan iki adet deforme olabilir ayna, 48'er adet aktüatörden oluşan bir kontrol sistemine sahip. Bu sistem, aynaların yüzeyini mikroskobik düzeyde şekillendirerek ışık sızıntılarını ve yansımaları önlüyor. Aynadaki her bir bölge, bir E. coli bakterisinin dörtte biri kadar olan 0.5 mikrometreye kadar deforme edilebiliyor ve hareketler hidrojen atomu çapının onda biri kadar küçük olan 10 pikometrelik artışlarla gerçekleşiyor.

Ne anlama geliyor?

Uzaydaki gözlemler sırasında en büyük sorunlardan biri, merkezdeki yıldızın yaydığı yoğun ışığın, çevresindeki çok daha sönük olan gezegenleri görünmez kılmasıdır. Bu durum, parlak bir ışık kaynağı varken yanındaki küçük bir nesneyi görmeye çalışmaya benzer. Bahsedilen teknoloji, ışığın dalga boyundaki bozulmaları gerçek zamanlı olarak ölçüp düzeltmektedir.

Sistem, aynanın yüzeyini çok küçük hareketlerle fiziksel olarak değiştirerek ışığı yönlendirir ve istenmeyen parlamaları yok eder. Bu sayede, daha önce görülmesi imkansız olan küçük, sönük ve yıldıza yakın konumdaki gök cisimlerinin doğrudan görüntülenmesi mümkün hale gelir. Kullanıcılar için bu, evrendeki diğer sistemlerin haritalandırılmasında kesinliğin artması ve yapısal benzerliklerin daha net analiz edilmesi anlamına gelmektedir.