Tıp dünyasında organ nakli alanında devrim niteliğinde gelişmeler yaşanıyor. Araştırmacılar, donör organ kıtlığına çözüm bulmak amacıyla organları dondurma, soğutma ve besinli sıvı pompalama yöntemlerini geliştiriyorlar. Şu anda organlar vücudun dışında ancak birkaç saat yaşayabiliyorken, bu teknolojiler sayesinde günler, haftalar hatta aylar boyunca muhafaza edilmesi mümkün hale gelecek.

Supercooling Tekniği ile Başarı

Son zamanlarda yapılan araştırmalarda, domuz böbrekleri −4 °C sıcaklıkta supercooling (aşırı soğutma) yöntemiyle birkaç gün boyunca korunup, daha sonra başarıyla nakledilmiştir. Domuz organları insan organlarına boyut olarak benzer olduğu için bu tür çalışmalarda tercih ediliyor. Bu başarı, organ naklinde yeni bir dönüm noktası olarak görülüyor.

Dondurma Yönteminin Zorlukları

Organları dondurmak ilk bakışta kolay gibi görünse de, kritik bir sorun var: donma sırasında oluşan buz kristalleri hücrelerde ciddi hasar oluşturuyor ve organı kullanılamaz hale getiriyor. Buna karşın bilim insanları, sperma ve yumurta gibi hücrelerin rutinleştirilmiş soğutma yöntemiyle −196 °C'de saklanabildiklerini ve on yıllar sonra kullanılabileceğini kanıtlamışlardır. İnsan organları için ise bu başarı henüz sağlanmamıştır.

Besinli Sıvı Pompalama Sistemi

Organları canlı tutmanın bir başka yolu da makine perfüzyonu: organı besinli sıvı pompalayarak vücuttaki doğal beslenme süreci taklit ediliyor. Bu yöntem son on yılda yaygınlaşmış ve şu anda karaciğer ve böbrekleri 24 saate kadar muhafaza edebiliyor. Araştırmacılar bu tekniği göz gibi daha hassas organlar ve uterus gibi organlar için de uyarlamaya başlamışlardır.

Ne anlama geliyor?

Organ naklinin başarısı, hazırlanma aşamasındaki organların ne kadar süre yaşayabildiğine bağlı. Günümüzde bu pencere çok dar olduğu için, uygun alıcı bulma, testler yapma ve transport süresi ciddi kısıtlamalarla karşı karşıya. Yeni teknolojiler bu zaman penceresini önemli ölçüde genişletmeyi hedefliyor.

Dondurma ve kimyasal koruyucu madde kullanılarak organlar ultra düşük sıcaklıklarda saklanabilirse, hastaneler organ deposu tutabilecekler. Bu da acil durumlarda hastaya en uygun organı seçme şansı verecek, taşıma sürelerini azaltacak ve nakil sırasında organ hasarı riskini düşürecek. Böylece şu anda yaşanan donör organ açığının önemli bir kısmı giderilebilir.

Besinli sıvı pompalama ise organları canlı tutarken, tıbbi ekipler organ kalitesini test edip, transplantasyon için en uygun alıcıyı bulabilir. Bu sistem, nakle hazır durumdaki organlar için zaten kullanılmakta ve yeni organ türlerine genişletilmektedir.