Havacılık ve uzay sektöründe hareketli bir hafta geçiren Rocket Lab, ABD Uzay Kuvvetleri ile bugüne kadarki en büyük sözleşmesine imza attı. Toplam değeri 266 milyon dolar olan bu kapsamlı anlaşma, ulusal güvenlik gereksinimlerini karşılamak üzere tasarlandı.

Electron Roketi ile Stratejik Fırlatmalar

ABD Uzay Kuvvetleri Uzay Sistemleri Komutanlığı tarafından verilen sözleşme kapsamında Rocket Lab, 12 adet suborbital fırlatma gerçekleştirecek. Anlaşma ayrıca altı ek fırlatma opsiyonunu da içeriyor. Sözleşmedeki ilk uçuşun 2026 yılının sonundan önce gerçekleşmesi beklenmiyor.

Alaska'da Yeni Üs ve Hipersonik Testler

Fırlatmaların büyük bir kısmının, özellikle hipersonik testler için Alaska'daki Kodiak şehrinde bulunan Pacific Spaceport Complex-Alaska konumundan yapılması planlanıyor. Şirketin kurucusu ve CEO'su Sir Peter Beck, bu anlaşmanın ABD'nin küresel tehditlere karşı öncü konumunu korumasını sağlayacak düşük frekanslı fırlatma kapasitesini sunduklarını belirtti.

Sektördeki Diğer Gelişmeler ve Gecikmeler

Alman şirketi Rocket Factory Augsburg, RFA One roketinin ilk fırlatması öncesi platform testlerinde bir sorun tespit etti. Bu nedenle aracın parçalarına ayrılmasına ve 10 Ağustos için planlanan fırlatma penceresinin ertelenmesine karar verildi. Diğer yandan ArianeGroup yan kuruluşu MaiaSpace, Maia roketinin suborbital test uçuşu planlarını iptal ederek doğrudan 2027'nin ikinci yarısında tam yörünge fırlatma denemesine geçeceğini duyurdu.

Ne anlama geliyor?

Uzay taşımacılığında kullanılan alt yörünge uçuşları, aracın tam bir yörüngeye oturmadan belirli bir yüksekliğe çıkıp geri dönmesini sağlar. Bu yöntem, özellikle yüksek hızlarda hareket eden sistemlerin test edilmesi ve atmosferik verilerin toplanması için kullanılır. Süreç, tam yörünge uçuşlarına göre daha düşük maliyetli ve daha hızlı bir test döngüsü imkanı sunar.

Ticari fırlatma şirketlerinin savunma kurumlarıyla yaptığı bu tür uzun vadeli anlaşmalar, sektördeki finansal sürdürülebilirliği artırırken operasyonel kapasitenin genişlemesini sağlar. Yeni fırlatma üslerinin kurulması, coğrafi konuma bağlı olarak farklı yörüngelere erişimi kolaylaştırır ve fırlatma sıklığını artırarak lojistik süreçleri optimize eder.