Uber, son iki yıl içinde otuz beşten fazla otonom araç şirketiyle ortaklık kurarak ve doğrudan yatırım yaparak küresel çapta bir otonom araç ağı inşa ediyor. Şirket, geçmişteki başarısız girişimlerinin ardından yeniden bu alanda aktif olmaya başladı.

Uber'in otonom araç yolculuğu

Uber, 2014'te Uber Advanced Technologies Group (ATG) adıyla kendi otonom araç teknolojisini geliştirmeye başlamıştı. Şirket, Carnegie Mellon Üniversitesi'nden robotik araştırmacılarını işe alarak, 2016'da kaliforniya, Pittsburgh ve Arizona'da halka açık sokaklarda testler yapmış, hatta özel yapım otonom araçları test etmişti. Ancak Waymo'nun ticari sır davası, eski lider Travis Kalanick'in 2017'deki istifası ve 2018'de Arizona'da meydana gelen ölümlü kaza programın momentum kaybetmesine neden oldu.

Geri dönüş ve yeni stratejisi

Dara Khosrowshahi yönetim altında Uber 2020'de otonom araçlardan tamamen çekilmiş, Aurora, Lime ve Joby Aviation gibi şirketlere ilgili birimlerini satmıştı. Ancak satış sırasında bu şirketlerde hisse tutmayı da sürdürdü. 2024 yılından itibaren Uber, otonom araç alanında yeniden aktif hale geldi ve çeşitli ortaklıklar kurmaya başladı.

Aurora ve çok boyutlu işbirliği

Uber, Aurora'da hâlâ yüzde 19,7 oy hakkına sahip bir hisse sahibidir. Mayıs 2025'te Aurora'nın otonom kamyonları Dallas ve Houston arasında kargo taşımaya başladı. Haziran 2026'da ise iki şirket, Münih'te robotaksi hizmetini başlatmak için düzenleyici onay beklemektedir. Bu hizmet, Autobrains'in yapay zeka sistemi ve Nvidia'nın yazılımı sayesinde çalışacak.

Avomo aracılığıyla operasyonel desteğin

Uber, Avrupa merkezli Avomo şirketinde yüzde 30 hisseye sahiptir. Avomo, Austin'deki Waymo-Uber ortaklığında araç temizliği, bakım ve şarj işlemlerini yönetirken, Madrid'teki WeRide robotaksi hizmetinin de operasyonlarını denetlemektedir.

Ne anlama geliyor?

Otonom araç teknolojisi, insanlı sürücüye ihtiyaç olmaksızın yolcu veya kargo taşınmasını sağlayan sistemlerdir. Bu teknoloji, sensörler, yapay zeka ve yazılımı kullanarak ortamı algılar, kararlar alır ve aracı kontrol eder. Uber gibi bir platformun bu alana yatırım yapması, şehir içi ulaşım ve kargo dağıtım sektörünün temel yapısını değiştirebilir; insan sürücülere bağımlılığı azaltarak operasyon maliyetlerini düşürebilir.

Türkiye'de bu tür hizmetler henüz yaygınlaşmamış olsa da, küresel oyunculardaki bu gelişmeler ileride ülkede da benzer uygulamaların yolunu açabilir. Özellikle kargo ve şehir içi taşımacılık sektörü, otonom araçlar olgunlaştığında sayısal ve operasyonel değişimler yaşayabilir. Şu anda dünya çapında pilot programlar devam ederken, teknolojinin güvenliği, düzenleme ve altyapı yatırımları kritik başarı faktörleridir.