Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) tarafından paylaşılan veriler, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki anaokulu öğrencilerinin aşılanma oranlarının 2025-2026 eğitim yılında yeniden gerilediğini ortaya koydu. 2019-2020 döneminde yüzde 95 seviyelerinde olan ve toplumsal bağışıklık için kritik eşik kabul edilen oranlar, son yıllarda sürekli bir düşüş eğilimi gösteriyor.

Kritik Aşı Oranlarında Gerileme

Güncel verilere göre, kızamık, kabakulak ve rubeola (MMR) aşısı yaptıran anaokulu öğrencilerinin oranı geçen yılki yüzde 92.5 seviyesinden yüzde 92.4'e düştü. Difteri, tetanoz ve aselüler boğmaca (DTaP) aşısı kapsama oranı ise yüzde 92.1'den yüzde 92.0'a geriledi. ABD'de yalnızca Batı Virginia, Connecticut, Maine, New York, Mississippi, Rhode Island, Maryland, Massachusetts, California ve New Mexico olmak üzere 10 eyalet MMR aşısında yüzde 95 barajını korumayı başardı.

Kişisel ve Dini Muafiyetlerde Artış

Tıbbi zorunluluklar dışındaki kişisel veya dini inançlara dayalı aşı muafiyetleri belirgin bir artış gösterdi. Tıbbi olmayan muafiyet oranı 2024-2025 dönemindeki yüzde 3.2'den, 2025-2026 döneminde yüzde 4'e yükseldi. Tıbbi muafiyetler ise son yıllarda yüzde 0.2 seviyesinde sabit kaldı. Toplam muafiyet oranının yüzde 5'i geçtiği bölgelerde yüzde 95'lik kapsama hedefine ulaşılması imkansız hale geliyor; şu an 24 eyalet bu kritik eşiğin üzerinde yer alıyor.

Siyasi Kararlar ve Veri Yayınlama Süreci

Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr. yönetimindeki CDC, geçmiş yılların aksine kapsamlı bir analiz raporu yayınlamak yerine verileri doğrudan internet üzerinden paylaştı. Bu gelişmelere paralel olarak Başkan Donald Trump ve Kennedy, önerilen aşı sayısını azaltmaya yönelik bir kararname imzaladı. Bu süreçte, kızamık vakalarının son 34 yılın zirvesine ulaştığı ve ülkenin kızamığın ortadan kaldırıldığı statüsünü kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu belirtiliyor.

Ne anlama geliyor?

Toplumdaki genel koruma düzeyi, belirli bir yüzdenin altına düştüğünde bulaşıcı hastalıkların tekrar yayılma riski ortaya çıkar. Bu durum, özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan veya tıbbi nedenlerle aşılanamayan bireylerin savunmasız kalmasına yol açar. Koruyucu önlemlerin azalması, yerel bölgelerde küçük çaplı salgınların hızla genişlemesine neden olabilir.

Süreçle ilgili olarak, tıbbi zorunluluk dışındaki muafiyetler, sağlık hizmetlerine erişim engellerinden farklı olarak bilinçli bir tercihi temsil eder. Bu durum, kamu sağlığı kampanyalarının etkisini azaltırken, önleyici sağlık hizmetlerinin toplum genelindeki kapsama alanını daraltır. Teknik olarak koruyucu bariyer zayıfladığında, virüslerin toplum içinde dolaşımı kolaylaşır ve hastalıkların yayılım hızı artar.